16 Ocak 2011 Pazar

İskeledeki Kayık

Şehrin uğultusuna yağmur damlalarının şıpıltısı, martıların çığlıkları, kedilerin inlemeleri eşlik ediyor bu sabah.
Çıkmamalı belki de evden .Bir film izlemeli.
Çocukluğumuzun pazar sabahlarının tek kanallı televizyonundan izlediğimiz, siyah- beyaz ama küçücük dünyamıza renk katan o filmlerden bulmalı.
Çocukluğun hayaller ve umutlarla dolu dünyasına dönmek mümkün mü!
Nerde içinde çıtır çıtır odunların yandığı, üstünde çaydanlığın fokurdadığı o soba?
Nerde buğusuna resimler çizdiğim denize bakan pencere?
Nerde geleceği merakla bekleyen geçmişim?



30 ocak 2011 pazar


Her gün yeni bir karar alıp, gün bitiminde daha yeni bir kararla vazgeçiyorum.
Kararsızlık denilemez buna. Çok kararlı olmaktır hatta!

Ne çok zaman geçmiş böyle?

Kediyi merak öldürür derler.
Merakı ne öldürür peki?

Ben neyi merak ediyorum, nerede merak ettiklerim?
Merak ettiğim, merakla beklediğim hiç  bir şey yok mu sahi?...

Belki de kedi ölümü merak ediyordu!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder