19 Kasım 2014 Çarşamba



EK


Yok öyle değilim,
deli değilim.
karamsar da..
severim gezmeyi, tozmayı da..
güzel şehirleri
güzel insanları
güneşi....
ama yazarım karanlığı
bana ait olmasa da....




SONBAHAR




hiçbir şey istemiyorum ben aslında;
çok şey değil beklediklerim,
günler daha uzun ve güneşli olsun,
koşturup durmayayım,
zorlanmayayım hayata yetişmekte,
hepsi bu…

o zaman;
tar tar, çat çat sesini de,
zengin göbellerininin  caddede
turlayıp,
zortlattıkları arabalarının motor sesini de

tınmazdım.


16 Eylül 2014 Salı

DEVRİK CÜCELER 

Onca yıl okudum okudum da nereme okudum bilemem, Şöyle sıkıversem de karnımı çıkıverse ağzımdan cevherler. 

Bir yerden çıkıverecek de dur bakalım ...
Ne, nasıl? 

Sen ananı bildin bileli O'na benzemekten kork, korktuğun başına gelsin; anan kılıklı, kılıksızın teki ol !

Bir arkadaşım vardı,anası terk etmiş. Yoook, küçükken değil, kazık kadarken .
Durur durur ona ağlardı. Be adam; benimki beni terk etmedi de mutlu mu etti!...

Birlikte bir kere bile gülmedik. Kendi gülmeyi bilmezdi, gülmeyi zaman kaybı görürdü de zamanı niye öyle kıymetliydi bilmem.

Anam kılıklı zamanın kuyruğu oldum ben de. Gel zaman git zaman, kaçan balık büyük olur ya; sevilmedikçe, sevgi için dilenen, ezik, sünepe, süpürge, sürüngenin de en aşağısı oldum.

Salağın da salağı, korkağın da korkağı, tam da bana biçilen hayatı yaşayan adamın biri oldum.

Haaa yer yer cengaverleşen, diklenen bir yanımda var, İsyan eden,başkaldıran..

 HÖT! denince sinen...

10 Nisan 2014 Perşembe

400. darbe 


Yine inzivaya çekilmeyi istememin; insanlarla yorulmak olması en olası nedeni...
Dönem dönem bu ihtiyaç doğsa da uygulamadaki başarısızlığım hayata uyumdaki başarısızlığım nevinden.
Olumlanma arzusu ve  bu kadar arzulamanın sonucunda, bir başkasını sarsmayan türden negatiflikler

Yine de;
arzu ettiğim kadar büyük depresyonlar yaşayamadım.
Beğendiğim, gurur duyabileceğim bir deliliğim, orada burada anlatabileceğim ilginçlikte bir ruhsal bozukluğum olmadı.

Deham zayıf yani…

En fazla, kimyasal bozukluklar benimki. Paha biçilebilir.
Çokça olumsuzlanarak büyüyen bir çocukta vücuda gelen arızalar.

Beğenilmemek korkusuyla göz önünde olmama çabası. Kıyaslanmak endişesiyle kimseyle yan yana gelememeler,
İnsanları memnun etmek isterken, hiç istemediğin hallerde bulmak kendini.

İnsanları sevmemekten değilse de insanlarca sevilmemek, reddedilmek korkusuyla insanlardan kaçmak,
Olmadıkları yere, olmadık zamanlarda kaçma dürtüsü de bu yüzden.

Tatillerim arkadaşlıklarımdan da tatil olur. Olmalı ya da... Severim tatilleri,tatil vermeleri. Her şeye tatili.
Seni tanımayan, uzun uzun tahlil edemeyecek insanların arasındasındır en fazla.O da fazla batmaz içine.
(Hayır diyememeler yüzünden arkadaşlarla gidilen tatillerim de vardır, iç kemiren türden.Yine aynı nedenle arkadaşlıklarım iç bayıltıcı düzeyde uzun sürer)

Aslında ya toptan kabul edilmeli ya tekmil reddedilmeli...

28 Mart 2014 Cuma

Paint it black!


Öyle zor ki bulunduğum yerde ben olabilmek. İsyan etmeden.
O halde ben, ben olmadan zamanın içindeyim.(İsyan etmediğime göre)
Öyle geçirdim, kaçırdım ki zamanı, yok olmama az kaldı.

Yok olmamın değilse de bulunduğum yerde olduğum gibi olmamın sorumlusu benim. Tek değilse de son sorumlusu. Çünkü beni; bu halimi, aczimi, eylemsizliğimi vücuda getirenler benimle, benden önce başkaları: annem, babam, ilkokul öğretmenim kambur Esamet, ebe teyze, abim. Abimin şiddete eğiliminin  ise  annem, babam, büyük babam …
Annemin duygusuzluğunun ise;... Sakine babaannenin kafasına fırlatılan kırık testinin...parçalarının...bütününün... Nokta.

İçimde kocaman yalnızlıklar.

Ben, en son, ne zaman ben olmuştum? Ne zaman özgür hissetmiştim?
En önemlisi; bir umut vardı, Yerini neden unuttum!
Kaybolduğum duvarların örüldüğünü neden göremedim. Tamam, ben ördüm de kimse aramıza girmedi ki o duvarlarla..

Dinledim ve duydum sesimi yeniden.
Endişe yok, birazdan sesimle arama bir perde koyarım ve her şey geçip gider yine..